İzmir Booked.net - Online Hotel Booking
+15°C
facebook twitter youtube feedburner
linkedin linkedin linkedin linkedin
linkedin linkedin

İletişim

21-05-2021
Yaşar AKSOY

Yaşar AKSOY

"Gazeteci miyim? Yazar mıyım"
yasaraksoy@yenihaber.com.tr

Bizim gibilere gazeteci-yazar diyorlar..

Ama kendi kendime sorduğum zaman dürüst olmalı­yım..

Gazeteci miyim, yazar mıyım?..

Bu soruyu yanıtlamak için gazetecilik hayatıma şöyle bir kuşbakışı bakmak gerek..

İstanbul’daki üniversite hayatımda bazı dergilerde ya­zarlık yapmıştım, yani 19 yaşımdan itibaren elim kalem tutu­yordu, sürekli olarak dergilere her hafta yazımı yetiş­tirmek için araştırma yapmak, çeşitli gazeteleri okumak, çevremi, ül­kemi, dünyayı algılamak zorundaydım. 1971’de üniversite­den mezun olup İzmir’e dönerken kendimi bir “yazar” olarak ka­bul ediyor ve kafamı vida gibi burkan bir soruyu hep ken­dime soruyordum:

“Yazar mı olacağım, yoksa bir laboratuvar veya fabrikada ömür mü tüketeceğim?..”

Yazar olamamak müthiş bir yenilgi idi benim için.. Ya­şım 24 idi ve siyasi iktidar mücadelelerinin delik deşik yaptığı bü­rokraside ve boynu bükük devlet fabrikalarında yok olaca­ğımdan pek fena korkuyordum.

Demokrat İzmir’in Kemeraltı’ndaki matbaasının kapı­sına gidip, ilk yazılarımı  jandarma başçavuşu gibi vazife­şinas ve sert mizaçlı kapıcı Midayet Efendi’ye teslim ettik­ten sonra, ertesi günü yazımın ikinci sayfadaki “Düşünce Alanı” sütu­nunda boydan boya yayınlandığını gördükçe içimi volkansı heyecanlar kaplıyor, yazarlık becerime inan­cım daha da artı­yordu. Demokrat İzmir’de üst üste iki gün, ilk yazım 19 Tem­muz 1971 tarihinde yayınlandı, daima inandığım Kemalizm üstüne idi, başlığı ise “Kemalist Devri­min Anlamı” ismini taşı­yordu.. Tamı tamına 40 yıl olmuş..

Yıllar ve yazılar birbirini kovaladı.. Çok önem verdi­ğim ilk sanat yazım Pandomim sanatçısı Erdinç Dinçer’in Atatürk İl Halk Kütüphanesi’nde verdiği gösteri üzerine 15 Kasım 1976 günü “20 Yıllık Savaş” başlığı ile yayınlandı..

Böylece sürekli yazdım, yazılarım gazetede peş peşe ya­yınlandı. Daha sonra gazetenin içine buyur edildim, artık ya­zılarımı Çetin Gürel isimli saçları çabuk beyazlaşmaya yüz tutmuş babacan, hafif tombul güleryüzlü bir gazeteci ağabeye teslim etmeye başladım, Çetin Bey, Aydan Seyhan isimli bir dış politika yazarı olduğunu tahmin ettiğim yine güleryüzlü bir genç bayan ile aynı odayı paylaşırdı. Gaze­tenin genel ya­yın müdürü Attila İlhan, yazı işleri müdürü ise CHP’den mil­letvekili olmak isteyen rahmetli Akın Si­mav idi. Gazetenin kurucusu efsanevi Adnan Düvenci öl­müş, eşi Ayten Düvenci çalkantılar içindeki ülke siyaseti içinde sol bir politika izleye­rek otoriter bir üslupla gazeteyi yönetmeye uğraşıyordu, zeki ve güçlü bir hanımefendiydi.

Akın Simav beni fark ediyor

15 Mayıs 1976 akşamı TRT’de, Erol Aksoy’un yönettiği “Hasan Tahsin ve İlk Kurşun” proğramında Güngör Mengi, Zey­nel Kozanoğlu ile birlikte Hasan Tahsin’i anlattık. Bu açık otu­ruma TRT, beni bir yazar olduğum için çağırmıştı. Ben güzel konuşmuşum. Hatta ertesi sabah Karşıyaka’da sahilde şişine­rek yürüdüm ve sağa sola bakınarak “Eyy, dün gece beni fark ettiniz mi?” şeklinde çevreye gizlice so­rular fırlattım. Kimse beni fark etmemişti.

Ama biri beni izlemişti. Öğle saatlerinde gazeteye gel­dim. Akın Simav, Attila İlhan’ın Ankara’ya Bilgi Yayı­nevi’ne git­mesinden sonra Genel Yayın Müdürü olmuştu. Yeşil renkli Vosvos arabasını gazetenin önüne park eder­ken beni gördü. Yanına çağırdı, “Dün gece televizyondaki sen miydin?” diye gülerek sordu. Evet deyince, beni oda­sına götürdü. Hemen beni köşe yazarı yaptı, köşemin is­mini de “Haftabaşı” koydu, Pazartesi günleri yazacaktım, yalnızca kendisinin yazdığı “Atardamar” sütununu Pazar­tesileri bana bıraktığını, başarılı olacağıma inandığını be­lirtti ve çay ısmarladı. Şefkatle beni bağrına basmıştı ya da Nobel’lik büyük yazar potansiyelimi (!) keşfetmişti. Birlikte onun milletvekilliğine ve ölümüne gi­den yolda, çok müca­deleli ve unutulmaz günler yaşadık, par­la­mento yılları, 12 Eylül, Zincirbozan Hapishanesi ve hastalık arka arkaya geldi. Onu genç yaşında amansız hastalıktan kay­bettik.. Çetin Gürel ile birlikte beni Demokrat İzmir’de yaratan ki­şilerin en başında gelir.

Var gücümle Demokrat İzmir’de yazıyordum, maka­lele­rim, dizi yazılarım, araştırmalarım, 29 Ekim, 10 Kasım, 23 Ni­san, 19 Mayıs, 9 Eylül gibi özel günlerde yaptığım özel sayfa­lar arka arkaya heyecanla ve bü­yük bir özveriyle devam etti, çok çalıştım, çok çabaladım, üs­telik toplumdan hiçbir şey de talep etmedim. Çünkü bu gaze­tede yazanlar veya gazeteye gelip gidenler, CHP’den millet­vekili olmak için yarışıyorlardı.

Bir aile gibiydi Demokrat İzmir

Gazeteyi Adnan Düvenci kurmuştu. Ziya Hanhan, Naci Sadullah, Attila İlhan, Atila Bartınlıoğlu, Necdet Onur, Ahmet Angın, Hüseyin Baradan, Samim Kocagöz, Özden Alpdağ, Şeref Bakşık gibi dev yazarlar görev almışlardı. Demokrat İz­mir gazetesi, bizim için bu ülkeyi Kemalizm yönünde kurtara­bileceğimiz bir sığınak gi­biydi. Patronun oğlu Yusuf, sayfa çizimini keyifle izlediğim sevgili karde­şim İskender Dinsel, fotoğraf üstadı Şenol Çetin, Osman Özden Hoca, idare müdü­rümüz Atila Bediz, Ahmet Ünal Delikçi, Yaşar Eyice, Nuri Bi­lim, Halil Hüner, Sumru Gü­lümser, Elvan Feyzioğlu, Zafer Alatay, Esat Erçetingöz, Mustafa Ağır, Engin Ağır, Ahmet Gümüşçü, Okan Yüksel, Celal Başlangıç, Hüseyin Yangır, İl­ker Güneş, Akın Kıvanç, Salim Kadıbeşegil, Melih Dizdaroğlu, Ersin Bozkurt, İsmail Özelçinler, Covanni, düzeltmen Muam­mer Yüksel, teleks görevlisi Orhan Suda (Pakize’nin babası)  gibi daha nice gazeteci ile 1970’li yıllar boyunca birlikteydik.. Kültür sanat sorumlumuz Harika Gürses (İlyasoğlu), dış poli­tika yaza­rımız Emekli Albay Sait Sepici idi. Burhan Esen, Be­kir Grebene, Hayrettin Karademir, Neşe Gülersoy gibi  yazar­larımız da vardı.

Bu gazetede doğuştan birbirine ters insanlar vardı. Bir Akın solcu, öteki Akın ise tam sağcıydı.. Yazı İşleri müdürü­müz Haluk Usel, ince, uzun, çelebi tipli, karınca ezmez, yavaş konuşan kibar bir aydın kişi idi. Bir başka Yazı İşleri Müdü­rümüz Ali İhsan Korur, dışarıda “Baraka” isimli bir meyhane çalıştıran, dev gibi, boksör ve güreşçi, göğsü Sevilla boğası gibi inip kalkan, pür heyecanlı, Demi­rel’e tam tornistan mu­halefet yapan ve adamcağızın berbat karikatürlerini çizip bi­rinci sayfaya basan, çok yürekli bir kavga adamıydı, önüne geleni de döverdi. Rahmet diliyo­rum..

Çocukluk günlerimden ve gençlik heyecanlarımdan beri hayal ettiğim ortamı bulmuştum..

Yazıyordum ve yayınlanıyordu..

Gazetede yazımı görmek ne tarifsiz heyecandı..

Dünyalar benim olurdu..

Hatta geceyarısından sonra Ticaret Matbaası’na gidip, ba­sılmakta olan gazetemizi dikizler, beni tanıyan matbaa işçile­rinden bir gün sonraki Demokrat İzmir’i alır, ertesi günkü ya­zımı geceden okurdum, okurdum, okurdum, sa­bah gider fi­yakayla bayiden bir gazete daha alırdım..

Bu makale 149 defa okunmuştur.

Yeni Haber

MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


izbel

Foca Belediyesi

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni Haber Gazetesi Sitesini Beğendinizmi?

97.5%

2.5%

Bölge Kafe

GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI

Yeni Haber

Tugra Soft Haber Yazılımları

Taypark


E-BÜLTEN ABONELİĞİ

Tercuman